Cami Fotoğrafı Hikayesi

cami fotoğrafı

Fotoğraflarda insanların yüzlerinin görünmesi başlı başın bir sorun. Birincisi etik değil, ikincisi ise o inanlar sizi dava edebilir. Türkiye'deki yasalar gereği ünlü olmadığınız taktirde fotoğrafınızı çeken birini dava edebilirsiniz. Bu yüzden insanların yüzlerinin göründüğü fotoğrafları herhangi bir yerde yayımlamamanız gerek. Dünya küçük diye bir deyiş vardır. Sizin yayınınız ile karşılaşıp sizi suçlu durumuna düşürebilir. Eğer insanların yüzlerinin görünmesini istiyorsanız fotoğrafını çektiğiniz insanların yazılı iznini almanız gerekir.

İnsanların gerçek ifadeleri ve belleklerinin yüzlerindeki çizgilerde saklı olduğunu bildiğimize göre bu bir fotoğrafçı için büyük bir sorun. Ama başınıza dert açmaktan iyidir diye düşünüyorum. Zaten yüzler görünmese de gayet güzel ve anlamlı fotoğraflar çekilebilir.

Yukarıdaki fotoğraf Ankara'da Kocatepe Cami Avlusunda çekilmiş bir fotoğraf. Yıllar önce o bölgede gezerken çekmiştim. Bankta oturan iki başı kapalı kadının cami ile bütün olduğunu gördüğümde bu fotoğrafı çektim. Beni yanlış anlamayın. Din sadece bu şekilde giyinen insanlarla özdeşleşmiştir demiyorum. Kesinlikle bu şekilde anlamayın. İki kadının duruşu ve arka plandaki caminin bir birini anlamsal olarak nasıl desteklediğine vurgu yapıyorum sadece.



Fotoğrafı çekerken zorlandığımı hatırlıyorum. Caminin tamamının fotoğrafa girmesini sağlamak zor olmuştu ve baya bir eğilmek zorunda kalmıştım. Zaten fotoğrafta hafif de olsa bir dengesizlik olduğu hemen seziliyor. En alt kısma bakarsanız kaldırım basamağı gibi görünen yerin yan uzandığını görürsünüz. Fotoğrafın çok geniş bir perspektifle çekilmiş olması ve caminin güçlü duruşu bu hatayı nispeten görünmez kılıyor. Burada dikkat çekmek istediğim bir nokta var. Bir fotoğrafın teknik açıdan kusurları olabilir. Ama anlamsal açıdan güçlü olması teknik kusurların nispeten önüne geçer. Bu her zaman böyle olmuştur. Yine de fotoğrafın eğri çekildiği bir gerçek. Yani bunu inkar etmiyorum. Stok fotoğraf itelerinden birine yollasam yüzde yüz reddedilir.

Teknik Detaylar

Fotoğrafı çektikten sonra bilgisayarda oldukça ince ayarlar yaparak siyah tonları ve gölgeleri daha etkin hale getirdim. Böylece fotoğraftaki anlam daha da arttı. İstersem fotoğrafın eğri olduğunu anlamanızı sağlayacak olan alt kısmı fotoğrafı keserek yok edebilirdim. Fotoğraftaki anlamın teknik detaylardan daha önemli olduğunu görmeniz için bunu yapmadım.

Fotoğrafı on sekiz milimetre odak uzunluğuna sahip bir objektif ile çektim. Objektif Nikon'du. Diyaframı kısarak camiyi daha net hale getirmeyi amaçladım. Böylelikle cami ile birlikte bulutları da göstermiş oldum. Bulutların bu kadar net ve ihtişamlı görünmesinin nedeni daha çok bilgisayarda yaptığım işlemeler.

Dikey açı tercih ettim. Fotoğrafta çekeceğimiz nesne bize fotoğrafın dikey veya yatay çekilmesi gerektiğini söyler. Burada caminin minareleri yukarı doğru uzanarak dikey açıda bir fotoğraf çekilmesi gerektiğini belli etti. Tabi ki fotoğrafçının anlatmak istediği şeye göre bu kuraldan da taviz verilebilir. Ancak genel olarak dikey açı tercihleri bu şekilde yapılır.

Bu gün elimizdeki telefonlarda hep dikey açı tercih ediyoruz. Bu bizim kolayımıza geliyor. Ancak fotoğrafını çekeceğimiz nesne bize çok farklı bir şey söylüyor olabilir. Ancak yine de telefonumuzda fotoğrafla bakarken dikey olarak yani telefonu normal olarak tutarak çekilen fotoğraflara daha kolay bakılıyor. Bu artık fotoğraf çekmenin farklı alanlara kayması ile ilgili olmaya başladı. Yani artık fotoğrafların nasıl çekildiği değil de nasıl bakıldığı da önemli. Bu yüzden dikey ve yatay açılı fotoğraf tercihlerinde profesyonel olmayan kullanıcıların değişik tercihleri olabiliyor. Bu yüzden kimseyi yargılayamayız. Bu yüzden kimseye hata yapıyorsun diyemeyiz. Dünya değişiyor ve fotoğraf alışkanlıkları da değişiyor. Bu inkar edilemez bir gerçek.

Fotoğrafta fazla teknik ayrıntı olmamasına rağmen oldukça fazla şey söyledim. Bunun nedeni teknik ayrıntıların önemli olmadığını anlatmak içindi. Önemli olan fotoğraftaki anlam.

Fotoğraftaki Anlam

Bu fotoğrafa baktığınızda ne görüyorsunuz? Cami avlusunda oturan iki kadın mı? Bu aslında doğru. Orada gerçekten iki kadın var. Ancak Kendinizi o kadınların yerine koyun. Burada anlam olarak bir ibadethanenin huzur kaynağı olarak görülebilmesi var.

Fotoğraf bir başka şekilde değerlendirildiğinde ise bir dine mensup kişilerin o dinin simgesinin yanı başında oluşu var. Bu, fotoğraftaki asıl güçlü anlam. Diğer şeyler bu anlamı güçlendiren ve destekleyen unsurlar. Bulutlar, oturan kadınlar ve diğer şeyler bu anlamı destekleyen şeyler. Yine fotoğrafın sol tarafında uzanan camiye açılan büyük kapı bir destek ögesi. Merdivenle çıkılacak bir yer olarak dikkat çekiyor.




Burada bir başka anlam güçlendirici unsur fotoğrafın çekilme tekniğinden gelmekte. Fotoğrafa baktığınızda minare, kadın ve kapının bir üçgen oluşturduğunu görürsünüz. Fotoğrafa bir yeren bakmaya başladığınızda tüm fotoğrafı dolaşıp tekrar başladığınız noktaya gelirsiniz. Bu anlamı güçlendiren bir tekniktir. İyi fotoğrafların büyük bölümü bu şekilde çekilmiştir. Bu tür geometrik şekillerin fotoğrafta bakış ile sağlanması insanın doğasından gelen bir itki ile daha estetik ve anlamlı bir duruş sağlamaktadır. İnsan doğası gereği geometrik şekillere bakmayı sever. Bu geometrik şekiller direkt olarak çizilmiş olmasa bile varlıklarını hissetmek estetik kaygıları gidererek anlamsal bir dışa vurumu beraberinde getirecektir.

İyi bir fotoğraf eğitiminin temelini, bu teknik ayrıntıların ve anlamsal destekleyicilerin bir arada bulundurmasını öğretebilmek oluşturur. Hiç şüphesiz burada algıda seçicilik faktörü de işin içine girmekte bu özet geçtiğim unsurların anlaşılıp uygulanmasını kolaylaştırmaktadır. Bu gibi pek çok ayrıntı aslında fotoğrafı daha içsel ve düşünsel yapan destekleyici etmenlerdir. Ana etmen ise konunun bizzat kendidir. Sizinde farkına varmış olduğunuz gibi konunun ana etmeni ne kadar güçlü ise anlam da o kadar güçlü olur ve diğer yan desteklerin yükü hafifler. Bu bizi nereye getiriyor diye soracak olursanız, yazımın en başındaki insanların yüzlerinin fotoğrafta çıkıp çıkmaması ile söylediklerime getiriyor. İnsanların yüzleri karakterlerini yansıttıkları için ana unsur olarak ortaya çıkar ve insan yüzü görünen fotoğraflarda destekleyici unsurların varlığı çok az hissedilir. Bu yüzden insan yüzünün göründüğü fotoğraflar, yani portre fotoğrafları bu yüzden çok popülerdir.

İnsan yüzünü göstererek çektiğimiz fotoğraflarda anlamsal bütünlük sağlamış olur. Bu çoğunlukla böyledir. Daha sonrasında ise çeşitli aksesuarlar ile bu anlamsal öge desteklenebilir. Ancak hiç bir zaman ana konu ile yan yana yer almaz. Benim yukarıdaki fotoğrafıma baktığımızda ise bir yüz göremediğiniz açıktır. Ancak destekleyici unsurlar güçlü tutulmuştur. İşte bu durum yukarıdaki fotoğrafın özetini oluşturur.

Bundan önceki yazım da siz fotoğraf severler için oldukça aydınlatıcıydı. Arada Kamışlık Fotoğraf Hikaye adını verdiğim yazımda mezar taşı, uyuyan bir ihtiyar ve canlı bir çeşmenin neler anlatabileceğine değindim. Arada Kalmışlık Fotoğraf Hikayesi için tıklayabilirsiniz. İlk yazım olan Yalnız Koltuklar Fotoğraf Hikayesi de oldukça enteresan bir hikayesi olan Ankara Kalesinde çektiğim bir fotoğrafı anlatıyor. Bu yazıya ulaşmak için de Yalnız Koltuklar Fotoğraf Hikayesine tıklayabilirsiniz.

Yorumlar

Popüler Yayınlar